Buradasınız : Ana Sayfa // Sağlık // Mukaddes anaların orospu çocukları

Mukaddes anaların orospu çocukları

Bir kişinin o. çocuğu olması için illa ki annesinin ücret karşılığında ya da zevk uğruna birden fazla erkekle birlikte olmasına gerek yok. Çok mukaddes ve ahlaklı bir kadının çocuğu olabilir, lakin onun o. çocuğu olmasına engel teşkil etmez.

Bu sözler benim dayıma ait. Dayımın bu sözü ile tarif ettiği o. çocuklarının kimleri kapsadığını düşündüğüm zamanlardan birinde, anılarımdan bir sayfa gözümün önüne geldi . Ben o. çocuklarından bir tanesini çok iyi tanıyordum oysa, şimdiye kadar fark edememiş olmam at gözlüğünün ötesinde bir duygunun eseri olsa gerek .

Anılarımın arasından çıkıp gelen bu kısa metraj filmdeki o. çocuğunu anlatmak istiyorum.

Ben lise çağında, okulu kanı deli olan delikanlılar için bir işkence kampı gibi görürdüm, ebeveynlerin günlük yaşamlarında biraz soluklanması için devletin çocukların bakım görevini üstlenmesi gibi bir şey. Bu duygu düşünce sistematiği ile ben de kendimce bir çizelge hazırlayıp okulun kırılması gerektiği günleri belirlemiştim. Hafta sonu tatilini iki değil de üç ya da dört güne çıkarmak adına ya perşembe/cuma yada pazartesi/salı kaçma kararı aldım. Bu çizelgeye uygun hareket ederek, tercimi perşembe/cuma seçimini kullanarak yaptığım dört günlük tatil sonrası ders zili çalıp içeri girdiğim sınıfta arkadaşlarımdan Engin, Murat ve Erdoğan`ın biraz tedirgin olduklarını sezdim. Yanlarına gidip bilgi almaya çalıştığımda Cuma günü sınıfta yaşanan sıradışı olmasa da ucu kaçmış bir hadiseyi öğrendim. Tam bu sırada içeri giren müdür yardımcısı ile ayaktaki arkadaşların sıralarına oturup pür dikkat karşıya bakışını ben hep garipsemişsem de onlara ayak uydurma zorunluluğu hissetmiştim, ne de olsa yaşanan olay daha taze ve zanlılar ceza ya da uyarı almamışlardı. Sami bey cebinden çıkardığı kağıda yazmış olduğu isimleri okumaya başlamıştı. Her nedense ilk sırada ismimin okunmuş olması acaba bu farklı bir konu mu diye düşündürsede, ardından zanlıların isimlerinin söylenmesi beni tedirgin etti.

Tahta önüne dizilip Sami beyin bize dönmesini beklerken yanımdaki Engin`e hayırdır bilader, hadi siz tamam da benim bu filmdeki rolüm ne tarzından el hareketime dudak bükmüş olması o an için nasıl sinirlerime dokunmuştu anlatamam. Sami bey Erdoğan`a siz adam olmaya ne zaman karar vereceksiniz derken Osmanlı`nın simgelerinin en haşmetlisi olan tokat tanıtımına başlamıştı bile. Erdoğan, Engin derken finali bende yapacak olduğu belliydi. Ben savunma konuşması için gırtlağımı temizlerken yanıma ulaşan Sami`nin kızgınlığı ve ne desem de umarsamayacağı belli oluyordu, ama yine de sanki haksızlık var, hocam dur bir dinle tonunda girdim lafa ”Hocam biraz sonra yüzüme inecek tokadın sebebini öğrenme hakkımı kullanmak istiyorum. Benim adımın yanlış zikredildiğine dair düşüncelerim var. Hadiseden bugün haberdar oldum, olay anı ben arazi vitesi ile semt turundaydım”. Dediğim gibi umursamamıştı ”Sen o gün olmayabilirsin ama sınıf hocan senin de bu grupla birlikte her derste rahatsızlık verdiğini söyledi” gibilerinden bir, iki cümle arasında, yüzüme inen iki tokadı unutamamışımdır . Tüm dönem boyu coğrafya dersinde sınıfa giren Serpil hanıma nefret duymuş ve ‘sakın ola ki bana intikam için fırsat verme’ bakışları atmışımdır.

15 günlük tatil süresinde okumakta olduğum gazetelerden birinde gözüme ilişen haber ”Ülkemizde fuhuş yapan yabancı uyruklu öğretmenler” ve hemen yanında duran üç kadın fotorağrafından birinin coğrafya öğretmeninin tıpa tıp ikizi olması ilerde onarılması zor bir eylemin kıvılcımları olarak beynimde çakmıştı. Resmin altında ” 37 yaşında Azeri bilmem ne, ülkesindeki öğretmen maaşlarının yetersizliği yüzünden ülkemizde fuhuş batağında hayat mücadelesi verirken, polis baskını ile gözaltına alındı” yazısının olması benim senaryoma hayli uygundu. Resmi güzelcene kesip cüzdanıma yerleştirdim. Okulun açılması ve ilk haftanın verdiği başıboşluğun geçmesini bekledim. Bir sonraki hafta, salı günü ilk iki ders olan coğrafya benim arayıp da bulamayacağım bir zemindi. Herkesten önce sınıfa girip resmi tahtaya yapıştırmış ve altına tebeşirle ”Devletin öğretmenlere verdiği maaş yetersiz kaldığından bazı bayan öğretmenler bedenini satarak bu açığı kapatmaya çalışıyor, bunun bizim okuldaki örneği coğrafya öğretmeni Serpil hanımdır.” yazısını iliştirip sınıfı terk ettim. Dışarda oluşturulan sıra olayının içeri akışı ile benim senaryomun vizyona giriş anı çok heyecan verici bir durumdu. Tahtada yazan yazıyı ve resmi gören birkaç kız öğrenci silelim bunu gibi atraksiyon gösterse de ben hemen formülü bulmuştum. ” Kızım siz manyak mısınız bu fırsat kaçar mı? Sabahçılar her zaman bizi şikayet edip duruyor sıraları çizyorlar, yok tebeşirleri atıyorlar filan, müdür gelsin görsün bunu karışma.” beş on dakikalık bir tartışma sonrası kazanan taraf olmuş ve öğretmenin sınıfa gireceği anı beklemeye koyulmuştum. Öğretmen sınıfa girdiğinde tahtada resmi ve yazıyı kısa bir süzüşle belleğine tam yerleştirmeden yerine oturmuştu. Sınıf çok sessizdi. Herkes fırtınanın şiddetini merak ediyor öğretmenin gözlerine, ‘hadisene be kalk da bi bak’ diyordu. Ve nihayet önce yüzünü döndüğü tahtaya gitmek için ayağa kalktı ve tam önüne geçip yazıyı okumaya başladı…

“Şerefsizleerrrrrrr !!!”

Evet bu Serpil hanımdan duyduğumuz belki de son kelime olmuştu, bir anda sınıftan dışarı fırlamış ve 5 dakika sonra bir öğrenciyi gönderip çantasını aldırmıştı. Kendi aramızda ne olacak bakışlarının ardından ben ayağa kalkıp, ‘hadi tahtayı temizleyip dışarı çıkalım sınıf başkanı da olayı Sami beye anlatsın’ kararı aldırmaya çalıştım. Sınıf başkanı tahtanın öylece kalmasını istedi ve gidip Sami beyi çağırdı. Sami yazıyı görüp ”Kim yaptı lan bu adiliği” diye çığırdığı ile kalacaktı. Ben yaptığımla yüzüme inen tokatların hesabını gördüğümü sanıyordum ama daha ilk günden vicdanım rahatsız olmuştu. Aradan geçen zaman zarfında Serpil hocayı hiç görmedik. Coğrafya derslerimize Salim hoca gelmeye başlamıştı. Birkaç soruşturma sonrası olay kapanmış normal bir öğretim akışına geri dönmüştük. Ben bir iki kez Salim hocanın yanına gidip, Serpil hocanın dönüp dönmeyeceğini sorduğumda aldığım cevaplar içimi burkuyordu. Oysaki ben sadece bir tutam piçlik yapmak istemiştim. Nereden bilebilirdim ki benim yaptığımın o. çocukluğu olduğunu…

Elinize geçen içeriği farklı bir resmi amacınıza göre editleyip ya da yorumlayıp kendi çıkarlarınıza göre kullanabiirsiniz, tıpkı org. İlker Başbuğ`un İsrail`de ağlama duvarı önünde çekilmiş hatıra fotoğrafı gibi.

No related posts.

Etiketler:



1 Yorum yapılmış " Mukaddes anaların orospu çocukları "

  1. necatinana diyor ki:

    Şerefsizlik kadın doğru söylemiş. orada bulunan kadının anan yada bacın olmadı hanımın olduğunu hayal edersen böyle bir hataya düşmezsin herhalde tekrar.

Yorum Yapın

Adınız :

E-Mail :

 
Copyright © 2009 Fikirlog. Tüm hakları saklıdır. Full RSS - Yorumlar RSS

Düşünce